envai çeşit zırvalar kütüphanesi

2 Mart 2012 Cuma

Facebook Rehabilitasyonu

Yaklaşık bir sene önce Kore'li küçük bir kız çocuğu, anne ve babasının gerçek çocukları yerine sanal bir çocuğun bakımına dayanan oyunu bağımlılık derecesinde fazla oynamasından dolayı açlıktan ölmüştü.

Bunun gibi örnekler gösteriyor ki internet kullanımın artması insanların sosyal yaşamlarında olağanüstü değişimlere yol açmakta. Bununla beraber internet bağımlılığı rehabilitasyon merkezleri tüm dünyada görülmeye başladı.

Başucumdaki Kitaplar

"Başucumdaki KitaplarKendimi hatırlamaya başladığım yer kanepedir.
Orta sınıf çekirdek bir ailenin acı bir çekirdeği olarak dünyaya geldim. İnsan nasıl bir çekirdek olacağını kendisi seçemiyor. Tamamen şans.
Çağlayan’da 2+1 bir evde yaşıyorduk. İnsan yaşadığı yere benzer derler. O yerin merdivenlerine, duvar çatlaklarına, halı püsküllerine, kapı girişine… Biz de 2+1 bir hayat yaşıyorduk. Annem ve babam yatak odasında, iki kız kardeşim oturma odasında yatıyordu. Benim payıma salondaki kanepe düşüyordu. +1 ben oluyordum.

Hayat Ve Anlamı

Geçen haftadan beri hayatımın pek bir anlamı yok gibi geliyor. Ne yazılarımı okutacağım birisi, ne sabah güldüğümüz birisi, ne de balkonda kuşları yemlediğimiz birisi var yanımda. Yok yani. İşin en fenası da bu yok oluşun, tam anlamıyla bi yok oluş halinde gerçekleşmesi oldu.

1 Mart 2012 Perşembe

Hayat Fena Halde Satranca Benzer

Herşeyi bir kenara bırakıp sadece görülene odaklandığında tam bir savaş meydanı gibi gözüküyor üstündekileriyle satranç tahtası. Filmden bir kare gibi. Bedenler değil ama zihinler çarpışıyor. Sadece bu yönüyle bile yaşamdan geliyor belki de. Bu yüzden bir adım öne çıkıyor bütün akranlarından benim neznimde. Fakat kaçımız farkındadır bilmiyorum , satrancın insana yakınlığı kanların döküldüğü bir arena ile sınırlı değil.

18 Şubat 2012 Cumartesi

Koşarak Uzaklaştım

(Bir El ve Dağ Busesi'nden bu yana uzun zaman oldu. Tekrar buralardayız. Fazla söze gerek yok...Evet, başlıyoruz.)

Sizin hiç kolunuzu kaldırmanızın ya da ileri doğru bir adım atmanızın size dünyanın en manasız şeyi gibi geldiği zamanlar oldu mu? Ya da kafanızı çevirip dışarı bakmanızın? Benim oldu. Doldurmakta olduğunuz yirmi dört saat, en kötülerinden birine adaydır ya hani. Bazen tek bir olayla, bazen her dakikasıyla.

19 Ocak 2012 Perşembe

19 Ocak'lar

Üzerine çok yazı yazılıyor, hepsi de birbirinden değerli, duygulara hitap etmekten çok elle tutulur, gözle görülür delillere dayanan. Ama ben de bir şeyler söylemek istiyorum bu konuda. 30 sene sonra Allah nasip eder de toruna tosuna karışırsam, onlara güzel bir şeyler telkin etmem gerektiği hissine kapılırsam, arkama dönüp baktığımda söyleyebilecek bir şeyim olsun, ve onlar da Hrant Dink'i az da olsa tanısınlar diye.

16 Ocak 2012 Pazartesi

Gizliajans




















Bir kitap okudum, hayatımı değiştirecek mecalim kalmadı. Külçe gibi ağır bir son sayfa. Alper Canıgüz, kitaplığımda yer edinmesinden gurur duyduğum bir yazardan öte, bilmese de abim yerine koyduğum güzel insanlardan biri. Ki kendisi de mağrur bir okuyucuyu kardeş sıcaklığına sahip bir insana tercih etmez, eminim. Gizliajans adlı kitabının son sayfası:

6 Ocak 2012 Cuma

Soğuk

Kelimeler dosttur suskun insana
Bundandır konuşmamalar
Yalnız kalmanın dayanılmaz korkusu
Bir kement bağlar boyna
Ve atar insanı dipsiz kuyuya...
/