envai çeşit zırvalar kütüphanesi

1 Mart 2012 Perşembe

Hayat Fena Halde Satranca Benzer

Herşeyi bir kenara bırakıp sadece görülene odaklandığında tam bir savaş meydanı gibi gözüküyor üstündekileriyle satranç tahtası. Filmden bir kare gibi. Bedenler değil ama zihinler çarpışıyor. Sadece bu yönüyle bile yaşamdan geliyor belki de. Bu yüzden bir adım öne çıkıyor bütün akranlarından benim neznimde. Fakat kaçımız farkındadır bilmiyorum , satrancın insana yakınlığı kanların döküldüğü bir arena ile sınırlı değil.

18 Şubat 2012 Cumartesi

Koşarak Uzaklaştım

(Bir El ve Dağ Busesi'nden bu yana uzun zaman oldu. Tekrar buralardayız. Fazla söze gerek yok...Evet, başlıyoruz.)

Sizin hiç kolunuzu kaldırmanızın ya da ileri doğru bir adım atmanızın size dünyanın en manasız şeyi gibi geldiği zamanlar oldu mu? Ya da kafanızı çevirip dışarı bakmanızın? Benim oldu. Doldurmakta olduğunuz yirmi dört saat, en kötülerinden birine adaydır ya hani. Bazen tek bir olayla, bazen her dakikasıyla.

19 Ocak 2012 Perşembe

19 Ocak'lar

Üzerine çok yazı yazılıyor, hepsi de birbirinden değerli, duygulara hitap etmekten çok elle tutulur, gözle görülür delillere dayanan. Ama ben de bir şeyler söylemek istiyorum bu konuda. 30 sene sonra Allah nasip eder de toruna tosuna karışırsam, onlara güzel bir şeyler telkin etmem gerektiği hissine kapılırsam, arkama dönüp baktığımda söyleyebilecek bir şeyim olsun, ve onlar da Hrant Dink'i az da olsa tanısınlar diye.

16 Ocak 2012 Pazartesi

Gizliajans




















Bir kitap okudum, hayatımı değiştirecek mecalim kalmadı. Külçe gibi ağır bir son sayfa. Alper Canıgüz, kitaplığımda yer edinmesinden gurur duyduğum bir yazardan öte, bilmese de abim yerine koyduğum güzel insanlardan biri. Ki kendisi de mağrur bir okuyucuyu kardeş sıcaklığına sahip bir insana tercih etmez, eminim. Gizliajans adlı kitabının son sayfası:

6 Ocak 2012 Cuma

Soğuk

Kelimeler dosttur suskun insana
Bundandır konuşmamalar
Yalnız kalmanın dayanılmaz korkusu
Bir kement bağlar boyna
Ve atar insanı dipsiz kuyuya...
/

22 Aralık 2011 Perşembe

Gece Karanlığı

Uykusuzluk çoğu zaman can sıkıyor, ama bazen güzel de olabiliyor. Yazarken hoşuma giden, sevdiğim birkaç deneme mısrası:
Yıllar süren uykusuzluğun ardı nasıl gelir?
Birinci ihtimal:
Güneş doğar doğmaz vururken ılık şavkını başıma
Şafak sökerken, vaktiyle beraber derimi
Can kaybeder kendini bir umut denizinde

10 Aralık 2011 Cumartesi

Samimiyet, Eksikliği ve Sonuçları

Samimiyet bulunduğu özel ya da tüzel kişiye saygınlık ve güvenilirlik kazandıran bir özellik. Türkiye topraklarında yaşayagelmiş birçok milletin, özellikle de Anadolu kültürüne sahip insanlar için bir muhabbetin, bir cemaatin, kısacası tek insan veya insanlardan oluşan her topluluğun dikkate değer olması için vazgeçilmez sayılan yazısız kurallardan biri. Nedir bu samimiyet?

2 Aralık 2011 Cuma

1.12.11

Söylediklerimiz, söylemek istediklerimizle aynı değil. Kelimeler harflerine ve hecelerine, cümleler de kelimelerine ayrıldıkça ne kadar anlamsızlaşıyorlarsa, söyleyebildiklerimiz de, söylemek istediklerimize göre o kadar anlamsız. Kafamızdaki taslaklarla, yaşadığımız – yaşamamız gereken – hayat gibi. Kendimize ve hayatımızda bir şekilde bir yer edinmiş insanlara biçtiğimiz roller, kafamızdaki filmin senaryosuna tam anlamıyla uygun görünüyor olabilir.