envai çeşit zırvalar kütüphanesi

10 Haziran 2011 Cuma

POST-ROCK ÜZERİNE NOTLAR DİZİSİ- 1

(bence’dir, bilgi içerdiği iddiası taşımaz, taşısa bilgi içermez zaten, iddiadır o. "o öyle değil bu böyle değil" diyecek olanlara duyurulur şimdiden, yani evet, bence de olmayabilir gayet.)

Post-rock, Efrim Menuck ve GY!BE


Sanat deyince akla gelen kavramlarda başı özgürlük, kaba sığmama, taşma gibi kelimeler çeker. Sanat fazlalıktır çünkü. Sindirebildikleriniz vardır, onlar sizin işinize yarar. kullanırsınız bir şekilde. sindiremediklerinizse dışarı çıkma isteği duyar, ve bir yerden sonra dışarı atarsınız. Bu sanattır(bok, ter vb. fiziksel atıkları tenzih ediyorum). Dolayısıyla sanatı dallara, o dalları da budaklarına ayırmak pek doğru bi iş olmasa da, eserler arttıkça sınıflandırma ihtiyacı hissedilmiştir.
Ana hatlar bellidir: yazılıp okunuyorsa yazın ürünü, söyleniyorsa şiir ya da müzik, çiziliyorsa resim gibi... Demek istediğim, sınıflandırma bir şekilde sınırlandırma anlamına geliyorsa ve sanatın bir anlamı da sınırları ortadan kaldırmaksa, burada bir paradoks oluşabilir. Ama ben bunu sktiredip düşündüklerimi yazma ihtiyacı duyduğum için fazla uzatmadan esas meramıma dönüyorum, bitmeyecek çünkü bu saçmalamalarım...


80'lerin başında rock'n'roll'un etkisini yavaş yavaş kaybetmeye başlamasıyla, post-rock türü meyvelerini vermeye başladı. Aslında bu meyvelerin ağaçları, post-rock adından pek hoşlanmazlar ama müzik eleştirmeni simon reynolds’a göre bu grupları enstrumantal-alternatif-jazz rock türlerinden ayrı tutan özellikleri var, ve bu yüzden kendi kalıplarını hak ediyorlar. O yüzden ben de post-rock olarak tanımlama taraftarıyım.


* Thee Silver Mt. Zion'ın en vurucu parçalarından biri.


Özellikle Kanada ve İngiltere menşeili bu grupların ortak yönü şuydu: Rock'n'Roll'u popüler müziğe yaklaştıran ve rock müziğin özünden uzaklaştıran şeyi, yani vokale verilen önemi azaltmaları, enstrumantal beste yapabilme yeteneklerini öne çıkarmaları. Şimdi şöyle bi durum var. Vokaliste sahip herhangi bi grupta en çok tanınan, bilinen eleman kimdir? Vokalisttir sanırım. Ama bu gruplarda iş böyle olmuyor. Tüm enstrumanlar en verimli şekilde kullanılıyor, şundan az olsun bundan çok olsun denmiyor. Eğer bir şarkı, tam kıvamına gelmek için, bir ezgi, kendini tamamlayabilmek için yarım saate ihtiyaç duyuyorsa, bu şarkı dörde beşe bölünüp, "albüme koyarık la çok olsun" gibi son derece ibnece, şam şeytanıca fikirlere maruz kalmıyor yani. Yarım saat sürecekse, yarım saat sürüyor. Neyse artık, yani sırf grupların şu hallerine bakarak bile şunu söyleyebiliriz ki, adamlar emeklerinin karşılıklarını almaktan önce, gerçekten emek vermenin peşine düşüyolar. Bana kalırsa onları rock'ın post'u yapan şey de değişen öncelikleri.


Her post'un, sahip olduğu gibi, post-rock’ın da kendi içinde bir karşı duruşu var. O karşı duruş, bana göre, post-rock sanatçılarının insanlığın varmış olduğu ahlak ve vicdan sınırlarına, aslında çok güçlü olan kelimelerin bile yetersiz kaldığını düşünmeye başlamaları. Hepsi için bunun geçerli olduğunu iddia etmek, ya da bunun doğruluğunu ispat etmek gibi bi çabam yok, ama ben post-rock eserlerini dinlerken, bunu hissediyorum. Taşan duygularını kelimelere döküp, onlara sınırlı anlamlar yüklemektense, ezgilere döküp anlam sınırlarını ortadan kaldırmayı ve bu sınırsız anlam dünyasında dinleyicilerini bir başına bırakmayı seçtiklerini düşünüyorum. 


Bir örnek olarak iki post/enstrumantal rock grubunun kurucusu olan Efrim Menuck’ı ele alalım mesela. Efrim Menuck, 90’larda Montreal’da Godspeed You! Black Emperor adında bi grup kurdu. Adına "grup"tan başka birşey diyemeyeceğimiz için grup diyoruz, çünkü sabit olan birkaç elemanı dışında, neredeyse her şarkılarında mahalli sanatçılarla, amatör gitaristlerle, vokalistlerle çalışmayı adet edindiler. Yaptıkları müzik belirli bir kesimce beğeni topladı, bazı filmlerde müziklerinden parçalar kullanıldı.



* GY!BE'ın Kanada'nın Providence bölgesindeki durumdan ilham alarak yazdıkları, yaklaşık yarım saat süren eşsiz şarkısı. Providence'ı özel kılan nedir diyorsanız, İstanbul'un Taksim'inin, Cihangir'inin insanı büyüleyen şaşasıyla, bu semtlerin hemen dibindeki Tarlabaşı, Kasımpaşa gibi semtlerdeki yokluğun, düzensizliğin ve korkunun zıtlığı diyebilirim.


Post-rock’ın, son yüzyılda yaşanan olaylara bir tepki olarak ortaya çıkan bir müzik kolu olduğunu düşündüğümü söylemiştim. Her ne kadar Efrim Menuck kendisine yöneltilen “siyasi bir grup musunuz?” sorularını olumsuz yanıtlamış olsa da, 2002 yılında çıkan Yanqui U.X.O. albümleri, kapağından tutun, içindeki şarkılarla, liriklerle dibine kadar siyasi bir tarafta durmuştur ve o siyasi tarafın, özellikle 09:15:00(1-2) şarkılarıyla hangi tarafta olduğu bariz bir şekilde belli edilmiştir: Her ne kadar genel olarak kabul edilmemiş olsa da, şarkıya adını veren 15 Eylül 2000 tarihi, dönemin İsrail başbakanı Ariel Sharon tarafından 2. intifada’nın kışkırtıldığı gün olarak kabul görür.


0 yorum:

Yorum Gönder

ee, ne dersin? :